Dilek, Görüş, Öneri, ve Şikayetlerinizi Form Köşemize yazmak için buraya tıklayınız

YERYÜZÜ CENNETİ SİVRİCE ...
Bir yanı göğe tırmanan Hazar Baba Dağı'na bakar, bir yanı Karaoğlan Dağı'na,  bir yanı da Hazar Gölü'ne... Mavi gözlü, çakmak bakışlı eyy Hazar 1937 yılının soğuk bir Kasım ayında ne­redeyse bir yıl öncesinden, bizleri bir başımıza bırakacağını hissetmişçesine Muştala Kemal Atatürk’ün, bir Anadolu yolculuğunda; sana, serinliğine, mağrur rengine takılınca bakışları, treni durdurup uzun uzun seyre daldığı sen değil misin? O zaman koymuştu adını… Bir hatırla, “gölcük” derlerdi sana, Hazar oluverdin… Seni, zirvelerinde biriktirdiği karları, indi­rip yamaçlarından durmaksızın besleyen Hazar Dağının heybetli gölgesini sakın­madığın bir an’dı hani. Ata, gölgenin adını sordu önce..   Dağ, göğsünü kabartmıştı hani   'Hazar Baba' diye.   “Ya gölün?”, "Gölcük"… "Bundan böyle gölün adı Hazar'dır" demişti…
Kendisini hayranlıkla ve gözyaşlarıyla sey­reden Sivricelilere dönüp, ''Köylülerim, buralar, çok güzelmiş şimdiye kadar bu güzel yerleri germede geç kaldığım için üzgünüm. Burada sizlere modern bir şehir kurduracağım, sizler çalışıp kazanacak ve beni hatırlamış olacaksanız. Doğu, Yalova'nın bir eşini bu kıyılar da görmüş olacak ve buraya medeniyet gelecektir, ne diyorsunuz?” sözleri dökülünce dudaklarından Ulu Önderimizin, çılgınca alkışlanarak. "Yaşa, Varol Paşamız" karşılığını alır Sivricelilerden...
Yüzlerce yıl önce senin şimdiki bu coğ­rafyanı, engin dağlarını, serin sularını, dingin yamaçlarını seyre dalan Polonyalı bir gezgin Simeon'a; "sözcüklerin yeter­siz kaldığı bir güzellik nasıl anlatabilir burayı" sözlerini alıvermiştin dudaklarının arasından, beyninin kıvrımlarından ..
İlk sahibi Huri'ler olur bu toprakların .. Sonrasında Hititler ele geçirmiş bu toprak­ları... Urartu, Roma, Bizans, Arap akınları derken Malazgirt Zaferi'yle tamamen Türk­lerin olur, yüzyıllar sonra da Sivrice'nin oturacağı bu engin yamaçlar…
Ne kadar da gençsin ey Sivrice.
Kuruluş tarihin çok yeni. Yine de 50 köyü barındırıyorsun bağrında ..  
(1933'ten 1940’a kadar Romanya, Yugoslavya ve Rus­ya'dan getirilen 6 bin Türk göçmen iskan edilir bu topraklarda. Hazar Gölü'nün gü­neybatısı kenarındaki topraklara göçmen­lerin sadece 92 ailesi yerleşir. 1938'de ve tortul kütlelerden meydanı, gelen küçük tepe (rakım 1266 metre) üzerinde 24 göçmen evi, bir hükümet binası yaparak kurdukları küçük köye "Sivrice" derler.)
Sırtı, heybetli Hazar Baba Dağı'na daya­nır, bir eli Karaoğlan Dağı’nda, ayaklarını uzatır Hazar Gölü'ne "Surp Nisan" ki­lisesini ve bir köyü sularıyla yutan golde oluşan adanın adı "Batık Yerleşme (Ba­tık Şehir)" diye anılır yıllar boyunca.
Berrak sularıyla  Hazar  Baba  Dağı'nın aynası olan eyy Hazar Golü...

Suyun  bereketli ve tatlı,  balığın zengin; can  olur  büyük  küçük  hayvanlara,  can olur tarlada ki tohumlara…
Bir yanında Elazığ-Diyarbakır karayolu, bir yanında Elazığ-Diyarbakır demiryolu... kamp, mesire ve açık plaj yurdu… sensiz ne dinlenebilir halk ne eğlenebilir ne de sensiz edebilir...
Dik yamaçlı bereketli toprakların kah sulu tarıma, kah kuru tarıma izin verir. Ne hoştur meyve bahçelerin, fasulyen, biberin, domatesin, patatesin çileğin mısırın. Fiğ, maşı saklar bağrın. Boldur kavak ağacın, yoncan, şeker pancarın…
Duyguludur insanları, sanatı ve özellikle şiiri sever... Uzun yaz akşamları şiir ko­kar buram buram öyle ki ünü dünyaya yayılan ve kabul gören 'Uluslararası Ha­zar Şiir Akşamlan' düzenlenir 13 yıldan beri...
“Başınız ne zaman sıkışırsa bir şaire başvurun”
demiş ya Tarık Günersel, onu da, nice şairlerini de ülkemin, utandırma­mak bir yana güldürürcesine yüzlerini şiir akşamlarını yürüttün sessizce. Şiirce... Ya o başı dumanlı, kar urbalı heybetiyle Hazar Baba Dağı, urbasının üzerinde yol yol, çizgi çizgi parkurlarıyla en önemli ka­yak merkezidir. Bilmeyen gitmez, gitme­yen bilmez misalidir.
Yani; yazı başka, kışı başka güzel memlekettir Sivrice...
KİLİSE ADASI....
Tektonik oluşumlu gölde Kilise Adası Ha­zar Gölü'ndeki Ada tepe’den sonra ikinci ada konumundadır. Sürek Köyü'nün ku­zey eteklerinde bulunan yer hakkında çıp­lak gözle de görülebilen kilise yapısı olduğu tahmin edilen "Surp Nisan", Cowk" ya da "Dzowak" ismiyle anılan yapı yak­laşık 2 mette Su yüzeyine çıkmıştır. Hazar Gölü son yıllarda, su seviyesinin düşmesi ile kalıntıların su üstüne çıktığı ve iyi mu­hafaza edilmiş, 12-13, yy.la tarihliyebileceğimiz yapı Horasan harcı ile örülmüştür Ada İle kıyı arasında tam ortada yer alan yapı iki katlı olup bunlar ana kaya üzerine inşa edilmiştir. İki yapı olduğu tespit edi­len birbirlerine 15 metre doğu-batı mesa­feli inşa edilmiştirler.
Yaklaşık iki metre yüksekliğinde olan yapı­ların 7 metrelik kısmı halen su altındadır. Yapıların kat merdivenleri, pencere aralık­ları oldukça sağlam olup oda ve merdiven boşluğundan oluşmakladır. Bazı yerle­rinde depremsel nedenlerle yıkılmalar ol­muştur. Bu iki yapı arasında muhtemelen sonradan yapılmış ve yaklaşık 2,5 metre genişliğinde, 5 metre yüksekliğinde yine tuğla ve Horasan harcı ile örülü bir düz duvar görülmektedir. Söz konusu duvar kalıntısı her İki yapının tam ortasında 4 metre genişliğinde bir açıklık vermektedir.
Alanda yapılan incelemelerde ve dalışlarda bu aralığın su altında tavana kadar düzgünce devam ettiği  ve her iki yandaki düzgün işçilikli duvarların en üstle kemer oluşturacak şekilde içbükey plan verdiği görüldüğünden bu aralığın her iki yapının (muhtemelen kule) ortasında ana mekan içerisine girilen anıtsal kapı olabileceği düşünülmüştür.
Yine su üstünden görülebilen doğuda kalan yapının kuzeydoğu köşesinden başlayıp adaya doğru devam eden du­var kalıntıları tespit edilmiştir. Yaklaşık 2,5 metre kalınlığında duvar kalınlığı bazı yerlerde incelmiştir. Adaya 9 metre mesafe kala adaya paralel olarak doğuya etmekte, adanın güneydoğu köşesinde bugünkü kıyıya 8 metre mesafede ve 4 mette derinlikte kıyı ile birleşmekledir. Söz konusu duvar kalıntısı yaklaşık 180 m. uzunluğundadır.
Yine su üstünden görülebilen diğer bir yapının kuzeye ve kuzeydoğuya devam eden ikinci bir duvar kalıntısı izine rastla­nılmıştır. Yaklaşık 2,5 metre kalınlığında olan bu duvar kalıntısı üzerinde de değişik işlevlerde yapılar tespit edilmiştir. Bu duvar kalıntısı da yaklaşık 150 metre boyunca devam etmektedir. Kıyıya yaklaşık 25 metre mesafede sonlanan duvar su seviyesinin yükselmesi sonucu işlevini yitirmiştir.

 

ŞİRİN İLÇEMİZ SİVRİCE KAYMAKAMLIĞININ RESMİ WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ

15.12.2005 WebMaster